1 Eylül 2009 Salı

İYİ Kİ DOĞDUN JACKSON

3 gün önce yani 29 Ağustos'ta , binlerce kişi organize olup, dünyada belirli alanlarda toplanarak Michael Jackson'ı, onun gibi dansederek andılar. Toplanılan yerler arasında Eyfel Kulesi'nin önü, New York'taki Brooklyn Parkı gibi alanlar vardı. Çok güzel ve çok anlamlı kutlamalar olmuş gerçekten.
Ama bunların en büyüğü Mexico City'de olmuş. 13.000 kişi toplanıp Thriller müziği eşliğinde dansetmişler. Dünya rekorunu kırma girişimiymiş bu. Bu denemeyi, özellikle Michael Jackson'ın doğduğu güne denk getirmek için beklemişler. Resmi sonuç açıklanmasa da sayılan 12937 kişi rekor kırmalarına yeterliymiş.
Rahmetlinin toprağı bol olsun.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Ersan'ı Zor Günler Bekliyor

Merak etmeyin Milli takım ile alakalı değil. Bucks'taki bir gelişmeyi aktarıyorum. Hakim Warrick'e 1 senelik kontrat imzalatacaklarmış. Ersan ile birlikte 3 ve 4 numaralı pozisyonlarda süre almak için çekişecekler. Warrick fiziksel yetenekleriyle Ersan ise basketbol zekası, üstün rebound sezgisi ve şut yeteneği ile farklı bir bakış açısı yaratabilir koç Skiles için. Bana göre Ersan'ın tek dezavantajı var. NBA'deki kısa forvetleri gözönüne getirdiğimizde Ersan birazcık güçsüz kalıyor. Eşleşmelerde geri adım atmaması gerek ve üzerine gitmesi gerekiyor. Çok şey bekliyorduk senden Ersan fakat yaşadığın sakatlıklar ne yazık ki yolunu tıkadı. Herşeye rağmen Avrupa ligini bu haliyle bile domine edebilen bir Türk'ten bahsediyoruz. NBA'deki kaderi göstereceği performansa göre çizilecek. Bekleyip göreceğiz.

TURKİYE 77-HIRVATİSTAN 82

Öncelikle defansımızı beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Hırvatistan, içeriden, dışarıdan, pick & roll'dan, birebir oyunlardan kısacası basketbolda aklınıza gelebilecek bütün oyunlardan sayı buldu. Hele maçın en kritik topunda yaptığımız savunma evlere şenlikti. Maçta hoşuma giden Ömer Aşık'ın savunmasıydı. Ersan 4. çeyrek boyunca kayıptı. Hidayet'in takım arkadaşlarını oyuna sokma adına verdiği çaba diğer oyunculardan destek gelmeyince sonuçsuz kaldı. Ender konusuna gelecek olursak milli takımı yönettiğini düşündükçe basketboldan soğuyorum.
Güzel bir antreman maçı oldu daha henüz tempomuzu bulamamışız. Turnuva öncesi eksiklerimizin farkına varmak adına iyi bir şans. Bu milli takımı bu kadar temposuz ve bu kadar kötü savunma yaparken görmeyeceğimizi düşünüyorum.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

SEMENYA'NIN EBESİDE KONUŞTU

Berlin'de düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası'nın en çok tartışılan konularından birisi bayanlar 800 metre şampiyonu Caster Semenya'nın cinsiyeti. Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği'nin (IAAF) bu sporcu için cinsiyet testi istemesi ve yaptırması özellikle ülkesi Güney Afrika'da tepki topladı.
Semenya'nın ülkesinde on binlerce kişi tarafından karşılandığı gün, onun doğmasına yardımcı olan ebe de konuştu. 59 yaşındaki Martina Mpati, Semenya'nın cinsiyetinin tartışılmasının bile saçma olduğunu belirterek, "Caster kesinlikle bir kız. Onun doğmasına yardımcı oldum. Ardından ellerimle bir güzel yıkadım. Eğer onun cinsiyetini bilecek birisi varsa o da benim" dedi.

MILLWALL'LU OLMAK



ginger bob ve harry the dog‘a bize millwall’u anlatır mısınız diyorlar. ginger bob aralarda sık sık düşünme molaları alarak daha önce tasarlanmadığı herhalinden belli olan monoloğuna girişiyor. "2 kırık elmacık kemiği, 12 diş, kırık bir çene, kırık bir burun, 4 kırık kaburga ve iç kanama. millwall budur."
-Alıntıdır-

3 Mart 2009 Salı

HAKEMİ PROTESTO ETMENİN BİR BAŞKA YOLU...



Kübalı Angel Valodia Matos kendisini diskalifiye eden maçın İsveçli hakemini protesto ediyor!!!

27 Şubat 2009 Cuma

BÖYLE BAŞLAYAN BİR HİKAYE BİLİYORUM...

maçı izlerken aklıma euro 2008 türkiye'sinden bir kesit izliyormuş gibi hissettim.son maçında hem de kendi evinde ligin dibindeki takıma karşı büyük bir hezimet yaşanmış, skibbe'nin kellesi gitmiş, yönetimin kredisi biranda düşmüş.incecik bir ipin üzerinde dengede durmaya çalışıyor ve karşında hiç yenemediğin bir bordeaux var. en önemli iki oyuncusunu oynatmasa bile bu kırılgan yapı galatasaray için yeterince zor.üstüne bir uefa tarihinin en erken gollerinden birini yiyorsun.yetmiyor, takımın temel direklerinden mehmet topal sakatlanarak maçı tamamlayamıyor.buradan ayağa kalkıp skoru 3-1 yapmak muazzam.tarihi bir geri dönüş.kewell'ın golü bir başka. sonra 2 dakikada yenilen 2 golle 3-3 olan ve gitti denilen bir tur.bir hamle ve 2. geri dönüş.takdire şayan.real madrid maçından bu yana ali sami yen'in böyle bir geri dönüşü ve duygu selini avrupa'da gördüğünü sanmıyorum. ve ne ilginçtir ki bu maçın kahramanı da fatih akyel gibi bir sağ bek.sabri sarıoğlu.o da fener'e gitmez umarım diyerek bağlayalım bu kısmı. yazıma son vermeden barış özbek'i konuşmadan olmaz. belkide çok pas hatası yaptı bu yüzden kötü oynadığınıda düşünebilirsiniz ancak barış takımın itici gücü, mücadelesini izlerken gözlerime inanamıyorum. sarfettiği efor alkışa şayan. kazanırken en önemli rol onda değildi ama geride olduğumuz sürelerde takımı iten ve direnişi başlatan bir devrimci gibi ayakta kalmayı başardı. galatasaray'ın 9 yıl önce aynen böyle başlayan bir hikayesi var umarın buda aynı o hikaye gibi son bulur.